Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
AKCİGER KANSERINDEN KORUNMA VE ERKEN TEHŞIS
Yazar Mesaj
Pc_KoPaT
Çalışkan Öğrenci
***


Mesajlar: 184
Grup: Öğrenci
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 3
Mesaj: #1
AKCİGER KANSERINDEN KORUNMA VE ERKEN TEHŞIS

Akciğer kanserleri, "her cebe hergün bir paket sigara" alışkanlığının henüz başlamadığı 1900’ lerden evvelki tarihlerde hekimlik bültenlerinde yoktu..

Bugün dünyada en yaygın, tedaviye karşı kampanya en muannit, en öldürücü hastalık Kanser hastalığıdır. Her yıl genç ve orta yaşta milyonlarca kişi (tütün tiryakisi) bu kanserden ölmektedir.. Oysa bu afeti kesinlikle önlemek tütün içmemekle mümkündür...


Tütün korkunç bir alışkanlık ve iptila meydana getirmektedir. Hastalık belirtisi yokken, içen kişi, tütünü bütün ikazlara rağmen bırakamamakta; bile bile içmekte, yani intihar etmektedir.. Ne gariptir ki, kendisinde, akciğer - Tütün Kanseri teşhis edildiği zaman, hayret edilen bir kolaylıkla, tiryaki kişi ken­diliğinden tütün içimini bı­rakmaktadır ama iş işten geçmektedir...

Bu yazının gayesi, tü­tün içenler ve içenlerle ay­nı kapalı odada oturup ça­lışmak mecburiyetinde olanların, tütün kanserin­den korunmak ve eğer baş­lamışsa erken teşhis ede­rek, yapılacak tedaviye şi­fa şansı vermek için, bilmeleri ve uygulamaları gereken basit ve de en güçlü yegâne tıp teknoloji­sini arzetmektir.

Yeryüzünde olduğu gi­bi insan vücudu içinde de yücelerden ve derinlerden koparak gelen; aşağılara ve yüzeye yaklaştıkça, mikroskopik düzeylerde kosko­caman ırmaklar, nehirler teşkil eden akarsular var­dır, bunlar gerekli enerji maddelerini artırırken bir yandan da minik canlılar olan milyonlarca hücremi­zin atıklarını toplar, vücudu yıkayıp tertemiz yaparlar... Bu sular ifrazat içerisinde aynı zamanda, birkaç gün­den birkaç haftaya kadar tabii ömürleri olan hücreler de eks olup, ölüp dökülür­ler. Vücudun bu sulan ara­sında, konumuzdaki tekno­lojiye hizmet eden en önemli birisi "Balgam" adı verilen akciğer ifrazatıdır.

Hekimlik dilinde akci­ğerler, muasır medeniyetin elektronik hekimlik tekno­lojisinin bile asla erişemeyeceği kıldan ince binlerce bronşiollerden (kanalcıklar­dan) oluşmuşlardır. Bu ka­nalcıklar, akciğerlerin yüce­lerinden ve derinliklerinden başlarlar. Birbirleriyle birle­şir, kalınlaşırlar önce bronş­ları, sonra trakia dediğimiz ana nehir yatağını teşkil edip ağıza - dışa açılırlar. Bu yapı, onu çevirip örten pekçok yaprakları ile çok dallı bir ağacın bedenine benzediği gibi; konumuz açısından da tıpkı, sımsıkı dev ormanlardan kopup gelen yüzlerce ırmağın teş­kil ettiği amazon nehrine benzer.

En ücra yerlerinden -insan ayağı basmamış, basamamış bölgelerinden yıkayıp topladığı maddeleri, içine dökülmüş – eksfolie olmuş - milyonlarca yap­rakları, dışarıya taşır. İşte bu su Amazon, Atlas okyanusuna dökülmeden önce, önüne bir filtre konarak süzülse, ve getirdiği yapraklar ve diğer maddeler bu süzgeçten toplanıp incelense, nasıl ki, insanın henüz erişemediği o derin ormanlardaki mevcudat ve mahlukat bulunup tanınır, anlaşılır, teşhis edilirse, akciğerlerin derinliklerinden salgılanıp, sessiz sedasız fakat gene de gürül gürül akarak, aşağılara gelen; deltasında çoğunlukla yutu­lup mideye gönderilen; za­man zaman da dışarı atılan balgam, öylecesine bir in­celeme ve araştırma hazi­nesi getirir. O balgam ki her ne kadar "pis" ve "ke­rih" bir madde olarak gö­rülüp değerlendiriliyorsa da, hakikatte, insan sağlığı­nın kontrolünde çok kıy­metli, muhteşem bir hazi­nedir. (Şekil 1)

Tertemiz bir havada, medeniyet ürünlerinin kir­letmediği bir atmosferde nefes alan insanın ciğerle­rinde hiç bir hastalık yok­tur ve olamaz da.. Böyle bir akciğerin ifrazı olan bal­gamda, içerden dışarıya akıtıp getirdiği sıvıda, filtre ettiği seyrek hava tozları; akciğer kanallarının, ömrü­nü tamamlayarak dökülmüş hücreleri ve çok miktarda, vücut müdafaasının mavi melekleri olan koruyucu hücreler - makrofajlar* -(amazon'daki yabancılara karşı pirana'lar gibi) bulu­nur.

Oysa, tertemiz kırsal alanlarda, toprakla suyla uğraşarak başka hiçbir me­deniyet ürünün zararlı artı­ğına tamah etmeden yaşıyan kişi, kendisine lütfedilmiş bu ilâhî imkânları eliyle kirletiyor, yani tütün içiyor­sa ki, pek çok köylü vatan­daşlar bu ağır suçu işle­mekte. Yüce Allah'ın ema­neti, vücudu tütün dumanıyla, zifiriyle kirlet­mekte, ilâhî cezayı da haketmektedir. Akciğer kan­seri olmakta ve kan kusa kusa ölmektedir... Yayın­lanmış araştırmalarımızda, teşhis ettiğimiz sayısı binle­ri aşan akciğer kanseri vak'alarında en yüksek nisbetin, kırsal alanlarda ha­yatını sürdüren köylülerde bulunuşu (yüzde 17), ol­dukça mânidardır ve hem bilim adamlarına, hem yö­neticilere, ve hem de eğiti­cilere büyük dersler vermektedir.

Tütün içmeyenlerde, tütün içilen yerlerde hayatı­nı tüketmeyenlerde ve tü­tündeki kanser yapan mad­de ile aynı anlamdaki rad­yasyon - radyoaktif madde - ile uğraşmayanlarda, primer akciğer kanseri yok­tur, görülmedi ve olamaz, da.. .Akciğer kanseri, hiç bir modern aletin göreme­yeceği ve gösteremeyeceği en başlangıç çağında, 3–5 adet kanser hücresinden ibarettir. Bu hücrelerin bö­lünme ve üreme hızı yük­sektir. Sayıları artarken sü­rekli olarak dökülüp, bal­gam sıvısı içine düşerler ve de dışarı gelirler.

İnsan, gündüzleri ayakta dolaşırken belli be­lirsiz “öhö”lerle, ciğerde biriken balgamı dışarı atar ve yutar. Bu balgam, gündüz alınıpta incelense hastalı­ğın başlangıcında, seyrek olan kanser hücreleri görülemeyebilir. Oysa kişi bü­tün gece yatakta upuzun yatıp uyurken, balgam sıvı­sı kalın bronşlarda adeta birikir. Su kısmı vücut tara­fından emilir.. Böylece giderek sıvıca daha yoğun, hücrece daha zengin bir balgam oluşur. İşte bu se­beple kişi, sabaha karşı uyandığında, doğrulmadan önce, bronşları yarı yarıya doldurmuş olan balgamı bertaraf etmek, (atmak, yutmak) veya dışarı çıkar­mak mecburiyetindedir.. Bu hal hemen herkeste gö­rülebilen tabii (biyolojik) bir hâdisedir.

İşte bu sebeple, saba­hın bu ilk balgamı, akciğer hastalıklarını, hususiyle de akciğer - tütün - kanserini, kontrol ve erken teşhis et­mede kullanılabilecek mü­kemmel ve de eşsiz bir maddedir.

Yapılacak iş, başucunda kuru, temiz ufak bir kap, tercihen bir kahve fin­canı veya çay bardağı bu­lundurmak, ve sabahtan ilk uyanıp doğrulurken biraz daha sert bir "öhö" ile, iç­ten - derinden sökülüp ge­len bu balgamı o kaba al­maktadır. ..

Hekime gitmeye, he­kim zamanını almaya gerek yoktur.. Kaptaki balgam, 24 saat süre ile bozulmaz, serin bir yerde üstü kapalı tutulur, muhafaza edilir. Aynı gün içinde, tam eğitil­miş, sitoloji mütehassısının laboratuarına götürülür. Yalnız laboratuar ücreti ödenmiş olur. Bu ücret, sitolojinin üstün tecrübeli uz­manında belki pahalı olabi­lir; ama hiçbir zaman iki aylık sigara içimi parasın­dan fazla olmaz.. Yılda bir kez bu kontrol muayenesi­ni yaptırmağa kat kat de­ğer..

LABORATUARDA BALGAMA UYGULANAN TEKNİK:

Altından ışık gelen özel bir masa üzerine kon­muş bir petri çanağı içine balgam boşaltılır, bilir kişi tecrübeli bir teknisyen, bu yoksa, laboratuar doktoru­nun kendisi ''iğrenç” bulup kaçınılan yabancı balgama, ilim, insanlık hekimlik aşkı ile yaklaşarak bakar.. Öğ­reniminin ve tecrübesinin verdiği bilgi ile İncelediği yayılmış balgamdan, şüp­heli yerleri seçer, özel pensler veya çöpcüklerle alır. Mikroskop lamı üzeri­ne sürer, ince bir film ha­linde yayar. Havada kuru­masına müsaade etmeksi­zin tesbit eder.. Sonra da, kolay görüp incelensin di­ye, oldukça dikkat ve za­man isteyen sistemlerden geçirerek boyar..Lamelle kapatır ve mikroskop altı­na getirir, (şekil. 2.)


İNCELEME: Mikros­kop altında bir tek balgam preparatı ince eleyip sık dokuyarak aranır - taranır. Binlerce, onbinlerce nor­mal hücreler arasında eğer varsa kanser hücresi bulu­nur, teşhis olunur.. bulun­mazsa, sorumluluğu, labo­ratuar doktoru üslenerek, kanser yok teşhisi verir.

İki adet balgam preparatını tam ve kusursuz ince­lemek bir sitoloji uzmanı­na, çok iyi bir klinik mua­yene hekiminin, iki hastasına vereceği zamanı harcatır, ayrıca sitoloji uz­manı bu incelemeyi, mik­roskoptan yansıyan çok güçlü ışıklara karşı yapmak zorunda olduğundan gözle­rini de harcar. Bu nedenle sitoloji uzmanlığı, hiç kuş­ku yok hekimlikte en ağır, en yorucu bir işi yapmakta bunun mutluluğunu yaşa­maktadır...

Bu balgam inceleme­leri ile kontrol muayeneleri günde bir paketten, sigara içmiş ve içmekte olan kişi­lerden en az yılda bir mut­laka yapılmalı, daha da iyisi altı ayda bir tekrarlanma­lıdır. Sigarayı bıraksa da, bundan beş yıl sonraya ka­dar, vücuda can veren, ya­şama sevinci veren akci­ğerlerin sağlığı yalnız böy­lece, bu yöntemle korunmuş olur..


(*) mavi melekler adını verdi­ğim makrofajlar konusunu, vücut savunmasındaki önemi sebebiyle daha sonraki bir yazıda ele alacağız.

11-04-2007 11:46 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: