Alkol, kimyevi ismiyle metil alkol, insanoğlunun tarih boyunca en yaygın bir şekilde kullandığı keyif verici maddedir. Bugün de bu madde, geri kalmışından en ileri, modern toplumlara kadar dünyanın her iklim ve rejiminde, hükmünü ve tahripkâr tesirlerini sürdürmektedir. Nitekim ruhi, tıbbi ve içtimâi üç ayrı türde problemlere sebep olması ile alkol alışkanlığı, insanoğlunu fert, aile ve cemiyet olarak bugün dünden daha fazla tehdit etmektedir.
A.B.D.'de nüfusun en az 1/10'nun, yani 20 milyondan fazla insanın, alkole müptelâ olduğu malumdur. Bu hakikatten daha mühimi, yurdumuzdaki alkol istihlakindeki artış nisbetlerinin, Avrupa ülkelerinin önüne geçme isdidadındaki düşündürücü rakamlara varmasıdır.
Alkol, vücuda giriş yolu olan sindirim sistemi kanalında ve onun iki önemli bezi olan karaciğer ve pankreas da ciddi hastalıklara sebep olur. Yemek borusunun hareket kabiliyetini ve alt ucunda kapak vazifesi gören büzücü mekanizmayı bozarak, yemek borusu iltihaplarının gelişmesine yol açabilir. Yemek borusu kanserinin gelişmesinde de rolü büyüktür.
Midenin içini döşeyen hücre tabakasını bozarak, bazan öldürücü kanamalarla sonuçlanan akut gastritlerin veya kronik atrofik gastritlerin sebebi olmaktadır. ince barsağın içini döşeyen hücre tabakasının yapısını bozarak, gıda emilimini altüst ederek, ishal ve emilme bozukluklarına yol açabilir.
Alkolün karaciğer üzerine kötü tesiri, asırlar boyu bilinmekle beraber, gerek alkole bağlı karaciğer patolojisi, gerekse de bunların klinik hususiyetleri son 20 sene içinde derinliğine incelenerek genişletilmiştir.
Alkol alış miktarı ve süresinin karaciğerdeki hasarın ciddiyet ve devamlılığı ile yakın bir ilgisi vardır. Nitekim erkeklerde günde 60 gr. kadınlarda 20 gr. üzerinde senelerce devamlı alkol alımının siroza yakalanma hududu olduğu bilinir. Miktarın artması süreyi kısaltmaktadır.
Kronik alkoliklerin % 25'inde karaciğer normal kaldığı halde, % 30'unda yağlanma, % 20'sinde alkolik hepatit, % 25'-inde de sirozlu karaciğerin bulunduğu hesaplanmıştır. A.B.D.'de, 5 sene önceki araştırmalara göre, alkolik sirozlu bir hastanın sağlık masrafları 500.000 dolar (228 milyon Türk lirası) civarında bulunmuştur.
Vücudumuza giren alkolün % 90-98'i karaciğer tarafından metabolize edilerek yakılır. Bu metabolik hadiseler bir yandan karaciğerde yağ birikmesine yol açarken bir yandan da hücre ölmesi ve iltihabı, reaksiyonla fibrogenesisi uyarır. Netice; yağlı karaciğerde akut alkolik hepatit ve sirozun gelişmesidir. Bunlara bir de, siroz zemininde gelişebilecek karaciğer kanserini de ilâve edebiliriz.
Yurdumuzda 20-25 sene önce, alkolik karaciğer hastalığına, nadiren, yılda 1-2 vak'a halinde tesadüf edilirken son 10 sene içinde gittikçe artan bir sıklıkta rastlanması dikkati çekmektedir. Nitekim, alkolik siroz vak'aları, hastalarımızın % 10'u altında iken, son 10 senede bunun % 20'yi aşan nisbetleri bulması toplumumuz için ciddi bir tehlike işaretidir. Milli örf ve inançlarımız Türk insanı ve ailesini alkolün zararlarından asırlar boyu korurken, batılılaşma çığırında reddi miras noktasına ulaşmamız, insanımızı bu beladan koruyan manevi seddin yıkılmasına sebep olmuştur. Netice, alkolün ruhi, tıbbi ve içtimâi problemlerle toplumumuzu çoktandır kemirmeye başlamış olmasıdır. Bu müşahedelerin kaçınılmaz neticesi olarak toplumumuzun yarınını düşünenlere ciddi vazifeler düşmektedir.
Prof. Dr. Süleyman Yalçın