Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Yabancı Kelimelerle Savasalım mı ?
Yazar Mesaj
Pc_KoPaT
Çalışkan Öğrenci
***


Mesajlar: 184
Grup: Öğrenci
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 3
Mesaj: #1
Yabancı Kelimelerle Savasalım mı ?

Yusuf Alan



İnsan kendisine yabancı gelmeyen hususlarla hemhâl olmaya meyillidir. Bu yüzden yabancı menşe’li kelimeleri rahatça kullananlar için bu kelimeler hiç de yabancı değildir. Yabancı düşüncelerle dost olan insanların fikirleri yabancılaştığı için zikirlerinin de “garipleşmesi” gayet tabiîdir.

Düşüncede yabancılaşma, hayat felsefesindeki değişikliklerle ortaya çıkar. Dünya görüşleri ecnebî fikirlerle şekillenen, hayatları popüler kültüre ayarlı olan insanların zihnî dünyalarındaki istihaleler, üslûplarına da yansır. Hayat tarzları kavramlaşır ve bir “fast food”, bir “instant coffee”, bir “jeans” şeklinde telâffuz edilmeye başlanır. Bu tür kelimeler adeta bir kimlik kartı haline gelir. Bu kartlar, batılı bir hayata yabancı olmadığını ima etmekten zevk alan insanlar tarafından sık sık kullanılır.

Ancak, meramını yabancı kelimelerle ifade etme ihtiyacı sadece özentiden kaynaklanmaz. Beyanda önemli olan, makam ve niyettir. Mevzû, mebhas ve muhteva uygun olursa, yerinde ve zamanında kullanılan yabancı kelimelerin müessiriyeti inkâr edilemez. Bu yüzden, ifrata kaçanları tenkit ederken tefrite düşmemek gerekir. Zira dil, canlı bir varlık gibi tekâmül içindedir. Haberleşme vasıtaları, sözlük çalışmaları ve husûsi heyetler ile dile yön vermek muhtemeldir, fakat onun üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmak mümkün değildir. Neticede teklif edilen alternatiflerden makul, insicamlı, kulak tırmalayıcı olmaktan uzak ve talihli olanlar halk tarafından benimsenir ve işlene işlene anlam sahası genişler, muhtevası zenginleşir. Bu arada yabancı kelimeler bile bu süreçten geçerek damıtılabilir. İçtimaî hayatta mânâsı ve çağrışımları renklenen yabancı kelimeler, müşterek bir irfan imbiğinden geçerek saflaşabilirler. Yabancılıkları unutulur ve çoğunluğun aşina olduğu birer dost haline gelebilirler. O halde, yabancı kelime düşmanlığında ifrata kaçmaya gerek yoktur. Müsamahalı bir mütabakata ihtiyaç vardır.

Bu meyanda TDK’nun kampanyası, sosyal dil şuurunun geliştirilmesi için faydalı olabilir, kültür emperyalizmine sebep olan dil erozyonuna karşı bir set gibi kullanılabilir. Ancak bu setin yıkılmaması için içtimaî haberleşme sahasının ilmî, fikrî ve edebî eserlerle zenginleştirilmesi gerekir. Kim, hangi fikri, hangi kelimelerle, ne kadar müessir biçimde işlerse, o, söz sahibi olacak, o fikir ve kelimeler tutulacaktır.

Kurumun üzerinde durduğu kelimelere bakılırsa, bunların çekiciliği rahatlıkla farkedilebilir: ‘Çekap’ yaptırmak bir ayrıcalıktır, ‘vizyon’ sahibi olmak isteyen, ‘medya’nın ‘mega’ yayın organlarını takip eder, ‘talk şovcu’ların ‘karizma’sı inkâr edilemez. Demek ki çalım kültürünün çocukları için sıradan Türkçe kelimeler çekici gelmemektedir. Aslında onları itham edip alternatifler sunmak da kalıcı bir çözüm değildir. Önemli olan o kelimelerin arkasında yatan hayat görüşlerinde, sahip olunan ölçü ve değer yargılarında değişiklik yapmaktır. Ancak bundan sonra bu gaileyle uğraşmaya gerek kalmaz. Zira şovdan hoşlanmayan insanlara “gösteri” yapmalarını teklif etmeye gerek yoktur.

“Fundamentalizm” gibi “izm”ler ihtiva eden kavramların Türkçeleştirilmesi mahzurludur. Bu tabirler batılı bir muhtevayla ve ideolojik gayelerle kullanılan ve bizlere empoze edilmeye çalışılan mefhumlardır. “Köktencilik” bizim tarif ettiğimiz bir kelime, tasvir ettiğimiz bir kavram değildir. O bize biçilen bir elbise, bize yakıştırılan bir yaftadır. Bırakın bu elbise ve bu yafta, “fundamentalizm” olarak ortada kalsın.

Bir isim, bir ülkenin geleceğini etkileyebilir. Meselâ Lütfi Zâde adındaki bir bilim adamının ABD’de ortaya attığı “fuzzy logic” terimi talihsiz bir yanlış adlandırma ve belli çevrelerin peşin hüküm ve ilmî enaniyetleri sebebiyle bu ülkede çoğu zaman dışlanmış ve küçümsenmiştir. Bulanık, puslu anlamındaki “fuzzy” kelimesini kim duyduysa “mantık” la telif edememiş ve alaycı bir tavırla tenkit etmeye başlamıştır. Hattâ bazı yazarlar, eğer Zâde, “fuzzy” yerine daha olumlu şeyler çağrıştıran bir kelime kullanmış olsaydı, kendisine bu kadar çok kişi karşı çıkmayacak ve bu mantık anlayışının ABD teknolojisinde uygulanması daha çabuk ve yaygın olacaktı demektedirler.

ABD’de tartışmalar halen devam ede-dursun, bu orijinal fikri alıp geliştirmeyi, Japonlar doğrusu çok iyi becerdiler. Önce terime karşı soğuk tepkiyi önlemenin yolunu araştırdılar. “Fuzzy”i dillerindeki karşılığı olan “aimai” (belirsiz) şeklinde tercüme etmeyip “faaji” şeklinde aynen aldılar. “Faaji” kullanıla kullanıla “zeki” mânâsını çağrıştırır oldu.

Demek ki, kelime veya kavramların karşılığını aramak çok ehemmiyetli ve hassas bir meseledir. Bu vazifeyi yüklenen heyetin ne kadar çok uzmandan teşekkül etmesi gerektiği de açıktır.

TDK’nun başlattığı kampanya sözlük çalışmalarıyla genişletilebilir. Belki de şu anda en büyük eksikliğimiz, dilimizdeki kelimelerin semantik alanlarını (anlam sahası) misallerle, detaylı bir şekilde çizen, hatalı kullanımlara ve nüanslara dikkat çeken sözlüklerimizin olmamasıdır.

Kısacası her işte olduğu gibi, dil kullanımında da vasatı yakalama peşinde olmakta fayda var. Kültür emperyalizmine karşı pervasız kalıp her türlü kelime ve kavramı vizesiz kabul etmek ne kadar tehlikeliyse, ‘saf bir dil uğruna düşünce dünyamızı kısırlaştırmak da o kadar tehlikelidir. Bu “vasat”ın ölçüsünü belirleyip kitlelere rehber olmak da ihtisas sahibi ilim adamlarından teşekkül etmiş bir istişare heyeti ile, onlara destek olacak eğitim müesseseleri ve medyaya düşmektedir. Bunun yanında insanlarımızın belli bir dil şuuru kazanıp fikir üretmesi, yani tüketim tembelliğinden de kurtulması gerekmektedir.

13-04-2007 07:23 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: